Bugun...
TTB'DEN AÇIKLAMA: SALGIN NASIL YÖNETİLMELİ? SOKAĞA ÇIKMA YASAĞINA GEREK VAR MI?
Tarih: 01-04-2020 17:16:00 + -



TTB'DEN AÇIKLAMA: SALGIN NASIL YÖNETİLMELİ? SOKAĞA ÇIKMA YASAĞINA GEREK VAR MI?

Türkiye'de artan vaka sayısı ile beraber Sağlık Bakanlığı sosyal izolasyon çağrıları yapmaya devam ediyor. Birçok vatandaş salgının durdurulabilmesi için sokağa çıkma yasağı uygulanması gerektiğini dile getirirken Türk Tabipleri Birliği'nden (TTB) konu ile ilgili önemli bir açıklama geldi. Salgın nasıl yönetilmeli? Sokağa çıkma yasağına gerek var mı? TTB Genel Sekreteri Bülent Nazım Yılmaz cevapladı...

Türkiye’de corona virüsünde toplam vaka sayısı 13 bin 531’e, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 214’e yükseldi. Yayılmanın gittikçe arttığı gözlemlenirken salgınla mücadele konusunda Türk Tabipler Birliği Genel Sekreteri Bülent Nazım Yılmaz, önemli açıklamalarda bulundu.

Salgının şu an uygulanan tedbirlerle kontrol altına alınamayacağını belirten Yılmaz, sağlık çalışanlarının çalışma koşullarına da dikkat çekti. Yılmaz, corona virüsü testi pozitif çıkan ve hayatını kaybeden sağlık çalışanları ile ilgili de önümüzdeki günlerde açıklama yapacaklarını belirtti.

İşte Yılmaz’ın açıklamaları…

SOKAĞA ÇIKMA YASAĞINA GEREK VAR MI?

“Sokağa çıkma yasağı bir salgın yönetimi biçimi değildir. Salgın yönetiminde karantina, izolasyon, toplumsal harketlilik kısıtlaması, üretimin durdurulması, çalışanların evlerine gönderilmesi ve gerekli kişilere temel gıda ürünlerinin sağlanması uygulamaları vardır. Bu uygulamada katı bir izolasyon vardır ama daha da önemlisi doğru bir planlama yapılması gerekir. Önemli olan soru şu: Bu salgını nerede karşılamak, durdurmak istiyorsunuz? Eğer sağlık çalışanlarınızla beraber sokaklarda, mahallelerde bu salgını karşılarsanız doğru yaparsınız ancak katı bir izolasyon uygulamayıp salgını hastanelerde karşılamaya ve durdurmaya çalışıyorsanız yanlış yaparsınız.

SOKAK SOKAK TARAMA YAPILMALI

Sağlık Bakanlığı sokak sokak, ev ev hemşire, ebe ve hekimlere bölgelendirme yapmalı; tespit, tanı ve tedaviyi bölge bölge uygulamalı. Ancak şu an bir sağlık çalışanının düzenli olarak ilgilendiği hasta grubu yok. Bir aile hekimi birçok yerden gelen hastayla ilgileniyor. Oysa ona verilmiş bir bölgesi, mahallesi olsa duruma hakimiyeti artar, hekim ebe ve hemşireleriyle ona verilen mahalleyi tarar. Salgını ancak bu şekilde yönetebilirsiniz.

DIŞARIDA ÇOK FAZLA TAŞIYICI VAR

Şu anki hareketlilik devam ettiği sürece salgın kontrol altına alınamayacak. Hastalık çok yayıldı ve çok fazla taşıyıcı var dışarıda. Toplumsal hareketlilik kısıtlanmadığı sürece de daha çok yayılacak çünkü bu insanların birbirleriyle etkileşimi durmayacak. Bugünkü sağlık sistemi bu salgınla baş edemez. Corona virüsü biter, bir diğeri başlar. Çünkü bu sistem yüzünü topluma dönmüyor, ilaca ve tedaviye dönüyor. Bu Avrupa’da da böyle. İstediğiniz kadar teknoloji geliştirin yüzünüzü topluma dönmeden salgını yenemezsiniz.

ŞEHİR HASTANELERİ HASTALIK YAYIYOR

Türk Tabipler Birliği, bilgi birikimi, ekip anlayışı, halkçı hekimleriyle bu salgının önlenmesinde büyük bir kozdur. TTB neden göz ardı ediliyor? Pandemi kurulları oluşturuldu ama tabip odaları, halk sağlıkçıları bu kurullara neden almadılar? Örneğin biz daha önce şehir hastanelerine karşı çıkmıştık, çok büyük olduklarını ve çağ dışı bir uygulama olduğunu söylemiştik. Ancak dinlemediler. Şimdi şehir hastanelerinde hastalık çok fazla yayılıyor, çünkü insanlar oraya gidene kadar pek çok kişiyle temas ediyorlar ve oradaki kalabalığa da yayıyorlar.

Bizim, sözünü söylemekten çekinmeyen, halk sağlığını gözeten hekimlere ihtiyacımız var. Yöneticiler sağlık çalışanlarının taleplerini dinlemek istemiyorlar. Böyle bir mantık olabilir mi? Bu alışkanlıklar bırakılmalı. Bu mevkiye liyakatli kişiler getirilmeli. Sağlık sisteminin şeffaf bir şekilde yönetilmeye ihtiyacı var.

SAĞLIK ÇALIŞANLARININ ÇALIŞMA KOŞULLARI DÜZELTİLMELİ

Sağlık çalışanlarının sağlığını gözetmek çok önemli. Hala çalışma koşullarında çok büyük sorunlar var. Bu koşullar düzeltilmeli, sağlık çalışanlarına sürekli test yapılmalı, hasta olanlar tedavi altına alınmalı. Çünkü bizim çok fazla kişiyle temasımız var. Hastalığın temel yayıcı gruplarından biri de bizleriz. Kişisel koruyucu ekipmanlar eksik olmamalı ve özellikle de riskli bölgelerdeki çalışma koşulları iyileştirilmeli. Bunlar yapılmazsa bu sistemle salgını durduramayacağımız ortadadır.”

TEST NEGATİF AMA BULGULAR POZİTİF OLABİLİYOR

Son zamanlarda corona virüsünün sebep olduğu COVID-19 hastalığında ateş ve solunum yetmezliği dışında tek başına görülebilen bulgulardan bahsediliyor. Bazı hastalarda sadece ishal, koku ve tat alamama, yorgunluk gibi belirtiler görülürken bu hastalar nasıl değerlendiriliyor? Konu ile ilgili bilgiler veren Yılmaz şunları söyledi:

“Başvuruların sıralamasını hastada görülen semptoma göre yapmak zorundayız. COVID-19 hastalarını yüksek ateş, öksürük ve giderek artan solunum sıkıntısı bulgusuna göre sıralıyoruz. İshal, koku ve tat alamama gibi diğer belirtileri de değerlendirebiliriz ama şu anda bunlar ön plana çıkartılacak bulgular değil. Bu belirtileri yaşayan kişilerin evde sosyal izolasyon sağlamaları yeterli.

“TEDAVİDEN SONRA DA TEST UYGULUYORUZ”

Gelen hastalara ya direkt hastanede yatılı tedavi uyguluyoruz ya da şüpheli bir durum varsa evine gönderiyoruz. Evine gönderdiğimiz hastalar tamamen kendini izole etmeli, kaldıkları oda, yemekleri ayrı olmalı. Eğer test sonuçları pozitif ise bu hastaları geri çağırıyoruz. Burada dikkat edilmesi gereken, test sonuncu negatif ama aslında COVID-19’lu hastalar. Örneğin Çin’deki vakaların yüzde 40’ı böyle oldu. Yapılan testlerin güvenilirliği yüzde 85-90 ki bu da az bir oran değil. Ancak testin alınış biçimi, süresi gibi etkenler sonucu etkiliyor. Bu nedenle hastayı ikinci kez PCR testine (Polimeraz Zincir Reaksiyonu) göndermek gerekiyor. Tedavi edilen hastalarımıza da tedavi sonrası bu işlemi uyguluyoruz.”




Bu haber 119 defa okunmuştur.

Etiketler :

YORUMLAR



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM HABERLERİ